2011-2 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2011-2 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

KANTAR MI ? TERAZİ Mİ ?

Çocuklarımı yetiştirirken çok önemli bir uygulamam vardı , herhangi bir seçmede karar çocuğuma aitti , ancak seçmeden evvel seçiminin artılarını ve eksilerini bana söylemesi gerekiyordu ! Briçte de yöntem aynı . Geçenlerde bir briç çalışanım oyunda rakip zonda onlar orzonda iken kompetisyon yapıyordu ve sonunda onların 3 pikine rakibi 4 karo dedi , benimki buna kontru çaktı , oyunun batarı yoktu . Dedim ki kontr atmanın artılarını ve eksilerini hesapladın mı ? Kontrsuz bir batarsa 100 alıyordun kontrlu batırınca 100 yerine 200 alacaksın , ama oyun oluyorsa 130 yerine 710 veriyorsun . Yani iddiaya girerken 100 TL kazanmak için 500 TL risk eder misin ? Çeşitli briççilerde de buna benzer sonuç çok görülür . Ben ve Emin briçte Yusuf Özlem’in talebeleriydik . O yıllarda bir kere maç çıkışında bir karne getirmiştik 4 partskor kontrlu yaptırmıştık , batan birkaç taneye de kontr atamamıştık . Utanarak çıktık kağıdı Yusuf abiye verdik bi daha partskora kontr atmayacağız dedim ! Yusuf abi yok kontra devam edin hangi ellerin batacağını hangi eller de kontr atılmayacağını düşünme sisteminizi geliştirin , el değerlendirmek briçin en önemli yönüdür , ancak böyle öğrenirsiniz demişti . Briçte birlikte çalıştığım arkadaşlara genelde bu yönü anlatmaya çalışıyorum . Briçte sisteminiz – puan durumunuz önemlidir ama en önemli tarafı elinizi tartabilmektir . Diyelim ki elinizde Kx kör var bu hep 3 puan mıdır ? Eğer sağınız 1 kör açtıysa o zaman 3 puan sayılabilir ama solunuz 1 kör açtıysa hala 3 puan mıdır ? Ortak zayıf 2 kör açtığı zaman 3 puandan fazlası vardır . Dolayısıyla eli tartmayı başarmak briçte önemli bir kavramdır . Briçte üst düzey oyuncuların başarısı eli doğru tartmak sayesinde oluşur . Yine birlikte çalıştığım kişilere el tartmanın neyle olacağını vurgulamaya çalışıyorum . Turnuvalarda pek çok kişi elini kantarla tartıyor , ortalama üstü bazıları da bakkal terazisiyle . Eğer briçte üst düzey olmak istiyorsanız bakkal terazisi yerine kuyumcu terazisiyle tartmanın gerektiğini fark etmeniz gerekir ! El değerlendirmeyi yaptığını sananlar kantarla yaparken topuzu da kaçırıyor . Arşın malı kantar ile ölçülemez !

Tüm briç camiasına mutlu bir yeni yıl dileğiyle …
25.Aralık.2012

MİLANO’DA TURNUVA VAR

Orhan Ekinci – Mehmet Emin Çopur – Şener Gebeceli ve ben 2012 yılı Avrupa şampiyonası senyör grubunda Türkiye’yi temsil vizesi aldık ! Dünyada briç alanı sekiz zona bölünmüştür, Avrupa bu zonlardan birisidir ve Türkiye Avrupa zonundadır. Bu sekiz zondaki şampiyonalar yapılma sonucu 22 takım dünya şampiyonasına katılma hakkı kazanırlar , Bermuda Bowl adı altında sürekli değişik yerlerde yapılan bir üst düzey turnuvasıdır. Bu 22 takımdan altısı Avrupa’dan katılır. Dolayısıyla ben Türkiye temsilcileri olarak ilk altıya girmek ve Bermuda Bowl - dünya şampiyonasına katılma vizesi almayı çok istiyorum ! Yaklaşık 50 senedir Avrupa şampiyonasına katılan Türkiye ; bizim Avrupa 1 olduğumuz 2008 yılı ve Brezilya - Sao Paola’daki dünya şampiyonasına katıldığımız 2009 yılı dışında hiç Bermuda Bowl – Dünya şampiyonasına katılma vizesi alamadı ! İkinci defa Bermuda Bowl’a katılan bir takım olabilmek için bu sene takımımıza ilave bir senyör oyuncuyu dahil ettik, İlhan Numanoğlu ! İlhan , çok eski bir dostum ve iyi bir briç oyuncusudur. Umarım birlikte takım olarak iyi bir derece yapabiliriz. Geçenlerde yazdığım “ dolu – dolu boş yaşamak “ kavramıyla Avrupa’da oynamadan evvel Avrupa’nın üst düzey bir ülkesinde yapılacak takım maçları yarışmasına katılmayı istedim . Bu amaçla milli olmadan bu hafta sonu İtalya – Milano’da yapılacak turnuvaya takımımızın gitmesini sağladım , yani bugün İtalya’dayız , aldığımız sonuçları sizlerle önümüzdeki haftalarda paylaşacağım . Katılacağımız bu yarışma yanı sıra Türkiye’de hemen her ay bir çalışma düzeyi yaratmaya çalışıyorum . Bu çalışmalar sonucu ulaşmak istediğim üç alan var .
1- Şilemi bulmak veya gitmemeyi becermek !
2- Kompetisyonda bir üst düzeye çıkılıp çıkılmayacağını çalışmak
3- Rakiplerin zon deklerasyonuna baraj yapıp yapmayacağımıza karar vermek.
Bu üç alan , briçte kazanmak için son derece önemli üç alandır. Bu alanlarda daha yüksek düzeyde başarılı olan takımlar genelde şampiyonada üst sonuç alırlar . Kullanılan sistem , oyun ve defans tekniği zaten belli bir düzeyde olması gereken alanlardır ve milli oyuncuların bu alanları üst bir düzeydedir.
11.Aralık.2011

DOLU - DOLU BOŞ YAŞAMAK

Briç sevenlerin üst düzey briççi olmaya çabalarını saygıyla izlerim . Briçe oldukça zaman ayırırlar , değişik kentlerdeki turnuvalara katılırlar , hatta haftada birkaç gün kulüp turnuvalarında oynarlar , akşam olunca BBO’ya girerler maç – turnuva oynarlar, aldıkları iyi dereceler onları çok mutu eder ve briçte üst düzeye çıkmak üzere olduklarını düşünürler. Yani dolu dolu briç yaşarlar ! Ancak briçleri bir türlü üst seviyeye çıkamaz . Oynadıkları bazı günler de çok iyi sonuçlar alabilmelerine karşı pek çok gün de hem yaptıkları çeşitli hatalarla , hem de oynadığı rakiplerin onlara karşı az rastlanılan başarılı işlemler yaptıkları için kötü sonuçlarla karşılaşırlar . Moralleri bozulur , neden bunlar oluyor derler . Briç yaşamında gelişmenin yolu yalnızca dolu - dolu oynamak değildir ki ! Yaşamın her alanında bazı seçenekler, diğerlerinden ya daha iyidir , ya da daha kötüdür. Doğru karar almanın temelinde , iyi sayı saymak geçiyor; seçenekleri değerlendirmek ve öncelik sıralamasına sokmakla başlar. Yıllar önce okumuştum “Her şey olan bir şey, hiçbir şeydir.” Başarının sırrı; her şey olmak değil, seçilen bir şeyde en iyi olmaktır. Tabii doğru seçim yapabilenler için geçerli. İyi bir beste yapmak için bile notaları seçmek ve onları arka arkaya koymak için uygun bir sıralama bulmak gerekmiyor mu ? Briç için de bol bol oynamak değil her oynanan eli incelemek neyi farklı yapması gerektiğini düşünmek ve bu seçimleri ilerde oynarken hatırlamak ve uygulamaya koyabilmektir. İşte bunlar yapılmadığı zaman , boş yaşamak olacaktır ! Ben milli takım olarak oynadıklarımızı bile bir çalışma kitabı haline getirir ve takım arkadaşlarıma birer tane hediye ederim . Onların oynananan elleri teker teker incelemelerini neyi yanlış yaptığımızı ve doğru yapmanın ne olabileceğini incelemelerini isterim . Bir zaman sonra da bu çalışmayı hep beraber etüd etmeye çağırırım . Verilen puanları birlikte inceleriz , neyi yanlış düşündüğümüzü neden yanlış olunduğunu birlikte tartışırız . bu tartışmalarla bir sonraki dönemde benzer olaylar olduğunda bu defa aynı yanlışın yapılmaması için söz verir el sıkışırız . Bu çalışmaların beynimizde yer etmesini sağlamak o kadar kolay değildir , ama bu çalışmalardan kazanılanlar briçimizi daha yukarı çıkartmak için önemli bir düzendir . Tüm briççilere öneririm !
27.Kasım.2011

REAKTİF Mİ ? PROAKTİF Mİ ?

Gerek briç partnerliğimizde gerekse de iş hayatımızda bilmemiz gereken önemli bir kavram proaktif veya reaktif davranımlardır. Türkiyem’de sürekli reaktif davranışları yaşıyoruz. Reaktif davranım yani yaşanan tersliklere , iş olup bittikten sonra tepki vermektir. Proaktif davranış ise tepkisel değil etkisel davranma yoludur. Bir işin gerektirdiğini önceden görmek , paylaşmak , ortak sorumluluk ve tedbir almaktır. Partnerliklerde genelde bizler “ Sistemimiz ne ? apellerimiz , defoslarımız nasıl ? As sorusuna cevap düz mü ters mi ? Bergen , puppet , multy oynuyor muyuz ? “ der ondan sonra resmi maçlara otururuz. Kısa bir süre sonra oyunda gelen değişik sıkıntıları yaşar , yüksek bedeller ödeyince ortağımıza tepki vermeye başlarız . Briç çalışmasında
- Yanlış olanı kötü konuşmak > KÖTÜ SONUÇ
- Doğru olanı kötü konuşmak > KÖTÜ SONUÇ
- Yanlış olanı iyi konuşmak > KÖTÜ SONUÇ
- Doğru olanı iyi konuşmak > İYİ SONUÇ verendir !

İş hayatı veya partnerlikte üst düzey sonuçlar için bunu uygulamamız gereklidir.

Her yıl 29 Ekim’de benim en sevdiğim turnuvalardan birisi , Cumhuriyet turnuvası yapılır. Bu yıl ki Cumhuriyet turnuvasında
1- Süleyman Kolata – İsmail Kandemir (ist)
2- Hüsnü Uygun – Tolga Çakırgöz (izm) ,
3- Haldun Vahapoğlu – Hamit Emen (ank) oldular.
Ayrıca ; Doğan Üzüm – Ayşe Özgüneş (ank) karışıkta, Belis Atalay – Mey Zaim (ist) bayanlarda, Mehmet Emin Çopur – Şener Gebeceli (ist) senyörlerde, Candan Özgüngördü – Altuğ Göbekli (esk) gençlerde birincilik madalyası aldılar.

Derece alan tüm ekipleri kutluyorum.
13.Kasım.2011

ZAR PETROV

Zar Petrov diye bir briççi var. Bu briççi agresif dağılımlar için bir sistem geliştirmiş bir kişi. Zar Petrov dağılımları incelemiş ,

4432 > % 21,5 6322 > % 5,6
5332 > % 15,5 6421 > % 4,7
5431 > % 13.0 6331 > % 3,5
4333 > % 10,5 6431 > % 1,3

Toplam > % 60,5 Toplam > % 15,1

Goren ve Bergen , oyun açışında açılım sistemleri geliştirmiş briç ustalarıydı. Goren As 4, Ruva 3, Dam 2, Vale 1 sayarak 13 puan ile oyun açılır diyen kişi iken Bergen 20 kuralı getiren kişidir. Bu kişiye göre puanların hesaplanmasından sonra en uzun iki rengi toplayıp puanlara ilave edilmeli 20 çıkıyorsa oyun açılmalıdır demiştir. Yani 12 p varsa 4333 ise 12 + 7 = 19 oyunu açmaz, ama 4432 ise 12 + 8 = 20 oyun açılır. Hele 5431 varsa 11p ile bile 11 + 9 = 20 olduğuna göre oyunu açın demiştir. Zar Petrov ise dağılımsal ellerde puanları standart saymanın yeterli olmadığını söyleyen bir briççidir. İlk grupta puanlar standart sayılmalı ancak altılı ellerde Bergen’in söylediğine ilaveten 1,5 alıcı olmalıdır yani bir as ve bir KQ veya iki as olmalı demiştir. Zar Petrov 5-5 dağılımları da oyun gücü yüksek dağılımlara katmıştır. Son zamanlarda briç yarışmaları bilgisayar dağılımıyla verildiği için yüksek dağılımlı eller daha sık gelmektedir. Bu ellerde fit olduğu zaman kompetisyonu yapmak , zonu kaçırmamak , kontrollar tamamsa şilemle ilgili ellerde şileme gitmek artık son derece önemli bir noktaya gelmiştir. Briçte biz zon söyledik rakip 5 seviyesinde baraj yaptı , biz 5 diyelim mi demeyelim mi son derece önemli bir seçimdir. Bunun tersi de briç kazanımı açısından önemli bir alandır , yani rakip zonu söyledi biz 5 seviyesinde konuşup rakibi bir üste çıkarabilir miyiz. ? Bu tür deklareler artık kazanmanın temeli olmuştur !
30.Ekim.2011

DOĞRU KARAR MEKANİZMASI

Bir dostumla futbol dünyamızı konuşuyorduk , görevli kişi maçta gözlemcilik yapar , maçla ilgili rapor düzenler , pazar günkü futbol maçında gördüklerini pazartesi sabah rapor haline getirip federasyona iletir , federasyon da gereken toplantıları organize eder ve sonuçta perşembe günü maçla ilgili yaptırımları anons etmiş olur . Bu karara itirazı olan takım bir üst kademeye itiraz eder ama bir hafta içinde karar son şeklini alır . Hem Avrupa hem de bizim federasyon hızlı karar mekanizmasını uyguluyorlar bu sistem düzenli yönetim için önemli bir uygulama dedi . Yaşananları değerlendirmek , sonuç hakkında doğru karar vermek ayrıca bütün bunları hızlı yapabilmek işi son derece olumlu bir yürütme şekli ! Ben de ona briçle ilgili örnek verdim , genelde briçte el değerlendirme buna son derece benzer bir alan . Briçte üst seviye başarı şansı için eli o anda yaşanan deklarelerle doğru hesaplamak ve doğru karar alabilmektir. Üst düzey briççiler bu kararlarında bazen yanlış karar alabilir ama briçte süre son derece önemlidir , yanlış kararları ne kadar az olursa o kişiler briç dünyasında üst düzeyi yaşayabilen kişilerdir. Bu kişilerin aldıkları kararlar çoğunlukla olumlu bir yapı gösterir. Dostumla bunları konuşurken konumuz Türkiye’min hukuk sistemine döndü . Benim düşüncem ülkemde demokrasinin olması gereken düzeyde olamamasının nedeninin hukuk sisteminde ki sorunudur , bir taraftan hukuk sisteminin ağır çalışması bir yandan da hatalı kararların olması gerekenden çok daha fazla olmasıdır dedim . Bakın Avrupa futbol federasyonu hızlı karar alıyor , Türkiye federasyonu da bu düzene uymaya çalışıyor , Avrupa briççiler deklareleri düşünüyor ama sonunda bir karar veriyor , bu kararları çoğunlukla doğru olan kişiler briç dünyasında yükseliyorlar . Avrupa hukuk dünyasında suç net ise karar sistemi hızlı , detaylar çok da fazla ilgi çekmiyor , suç olup olmadığı net değilse de karar vericiler toplanıyor birlikte karar veriyorlar . Kişilerin suçu kesin değilse o kişilere yaşam sorunu vermek demokrasiye ters olduğu için beraati hızlanır . Briç dünyamızda ve hukuk düzenimizde doğru karar mekanizmasını incelemeyi , oldukça yüksek oranda ve hızlı şekilde doğru karar vermeyi dünyada daha üst seviyeye çıkabilmek için önemli olduğunun altını çizmek istedim !
16.Ekim.2011

KARACASU’YU TANIYIN !

Eylül ayında Karacasu’dan davet edildim , pek sıcak bakmadım , Karacasu’ya gidip ne yapacaktım , briç her yerde var , neden Karacasu ? Afrodisyas yakını olduğu için gideyim dedim. İyi ki gitmişim ! Deniz kenarı değil , özel bir briç yeri değil , ovası yok özel bir ormanı falan yok , ama bana göre gidilmesi gereken bir yer . Önce Afrodisyas görülmeli , dünya tarihi açısından çok önemli , 7000 üzerinde mermer heykeller bence Paris veya Londra müzelerinden çok daha yukarıda , Belediye başkanı Mustafa Büyükyapıcı gördüğüm en alçakgönüllü bir belediye başkanı , o kadar katkıda bulundu ki briç camiası olarak teşekkür borçluyuz. Vakıf başkanı Ali Küpelioğlu ve vakıf yönetimcilerinden Dr. Hikmet Boğa , Servet Alıcık , briççilere ne kadar destek oldular. Karacasu’nun beni etkileyen bir yönü de hırsız – kapkaççılar vs yok , aileler gece ev kapılarını kilitlemeden , kafeler , iskemle – masa – masa üstü malzemeleri içeri koymadan yaşıyorlar. Çocukların genelde ilkokul değil lise okuma oranı yüksek ! Bunlar çok güzel değil mi ? Karacasu’da yapılan üç turnuva sonuçları ;
09.09.2011 1. Gün
EW- 1. Bekir Kösedağ – Esat Özdemir , 2. Metin Yurdakul – Tahsin Mamus
3. Hasan Yıldızoğlu – Serhat Yiğit.
NS- 1. Hakan Peyret – Sato Divrik , 2. Yıldırım Kaçar – Bedri Doğru
3. Faik Falay – Hasan Güner.
10.09.2011 2. Gün
1. Faik Falay – Hasan Güner , 2. Metin Yurdakul – Tahsin Mamus
3. Namık Boztepe – Osman Şahin
Mix 1. Nükhet Urgunlu – Lütfü Erdoğan , Senyör 1. Mustafa Kaynakçı – Tamer Karamollaoğlu
11.09.2011 3. Gün (takım maçları)
1. HEFE ; Hasan Güner – Ergun Korkut – Faik Falay - Enver Durulmuş
2. PAMUKKALE ; Osman Şahin – Namık Boztepe – Eyüp Bayram – Mehmet Türemen
3. NAZİLLİ ; Mustafa Seçkin – Süleyman Özerus – Tahsin Mamus – Metin Yurdakul
02.Ekim.2011

FEDERASYONUN FAALİYETLERİ

Serhan Antalyalı 2009 yılı sonu federasyon başkanlığına seçildi , 2011 haziranında yaklaşık 1,5 yılda neler yapıldığını , nereye ulaşabildiğimizi öğrenmek istedim. Bir yazı yolladı , oldukça iyi bir yolda olduğumuzu gösteriyor , sizlerle paylaşmak isterim .

“ Yönetim kurulumuz göreve geldiği 12 Aralık 2009 tarihinden itibaren yapmak istediklerini 4 ana başlık altında toplamıştır.
1- Kurumsallaşma
Federasyonumuz faaliyetlerinin yer aldığı 8 coğrafik bölge oluşturularak, ( Marmara-Ege-Çukurova-Batı Akdeniz-İç Anadolu-Doğu ve G.Doğu Anadolu-Batı Karadeniz-Doğu Karadeniz ) 8 ayrı Bölge Temsilcisinin ataması yapılmıştır. Bu şekilde her bölgenin kendine has sorunları yerinden yönetilerek sorunların çözülmesi hızlandırılmış ve federasyon ile bölgeler arasındaki iletişim güçlendirilmiştir. Lisanslı sporcu sayımız 1731 bayan, 7908 erkek, toplam 9639 iken, bugün itibari ile 2011 bayan, 9228 erkek olmak üzere 11.236’ya , 310 olan tescilli briç spor kulübü sayısı ise 346’ya ulaşmıştır. Seçmeli-kredili ders olarak briç okutulan üniversitelerimize Mersin ve Ordu Üniversitesi de eklenmiştir.
2- Turnuvalar
Mevcut turnuvalarımıza ; Çukurova Açık İkili (Adana) - Güneydoğu Açık İkili (Diyarbakır) - Bayan Kış Dörtlü Takımlar - Mix Dörtlü Turnuvaları eklenerek lisanslı sporcu sayılarında ciddi artış sağlanmıştır.
3- Sponsorluk
Bilindiği üzere federasyonumuza verilen bütçe son derece kısıtlı ve yetersizdir. (50.000 TL). 12/12/2009 tarihinde 62.000 TL borçla devir alınan federasyon hesapları bugün tüm borçlar ödenerek + 230.000 TL’ye ulaştırılmıştır.
4- Uluslararası faaliyetler ve Milli Takımlar
Milli takımların gençler de dahil Avrupa’da başarıları artmış , Avrupa faaliyetlerinde daha yüksek çalışma düzenlerine ulaşılmıştır. “

Oldukça iyi giden bir düzen kurulmaktadır , Serhan’ a büyük teşekkürlerim var .
18.Eylül.2011

OYUNU BİTİRMEK

John Stephen Akhwari, 1968 Mexico Olimpiyatları’nda ki maraton yarışmasında tarihe geçmiştir. Tanzanyalı bu atletin tarihe geçmesinin asıl nedeni, yarışı normalden bir saat sonra en son bitiren atlet olması değil, ipi göğüsledikten sonra ki sözleri olmuştur. Bu atlet yarış sırasında bir kaza geçirmiş ve yaralanmıştır , tedavisi yapılmış ama bacağı hala kanamaktadır. Koşma ile yürüme arası gibi seke seke gider ve sonunda bitirme ipini göğüsler . Gazeteci “Yarışı kazanma şansını kaybetmiştiniz , neden ille de yarışı bitirmek için bu kadar kendinizi zorladınız ? ” Bu soruya Tanzanyalı atlet çok şaşırır ama cevabını da verir ; “ Ben buraya yarışa başlayayım diye değil, yarışı bitireyim diye geldim ” der. Gerek iş hayatında , gerek briçte , gerekse de yaşamda uzun bir maraton yaşanır. Bu uzun yolda insanların başına pek çok olumsuz şeyler gelebilir ama asıl amaç maymun ihtiyaçlı olmamak ve en iyi şekilde bitirmeye çalışmaktır. Geçenlerde BBO da bir takım maçı oynuyoruz, on bordun sekizi bitti 7 – 23 gerideyiz . Sondan bir önceki bord da elimde KQxxx – x – xxx – xxxx vardı . Ortak bir kör açtı , bir pik dedim , 4 trefl ile tek trefl ve dörtlü pik fiti verdi , şileme gittik ve ortakta iyi bir el AJ10x - AKQxx - Axx - x çıktı oyun oldu ! 18 – 23 geldik . Son elde ise sağım 1 karo açtı körüm iki boş karoyu da iki kestiğim için 14 p ile kontr değil 1 sanzatu dedim , ortak AKxxxx altılı kör ve 7 puan ile dört köre getirdi , bu da oldu ve oyunu 25 – 23 kazandık . Briçte geride olanların bir kısmı uygun olmayan ellerde mucize yaratmaya çalışarak daha geri düşmeyi sağlarlar , benim söylemek istediğim kesinlikle bu değil , oyunu geri de bitirebilirsiniz , önemli olan bitirmektir , ama kartlar küçük bir risk taşıyorsa önde olanı yakalamak için deneyebilirsiniz ama risk yüksek bir oran ise denemek çok yanlış olur. Zeka hangi tür ellerde risk almayı bilen bir türdür . Zeki olanların bir kısmı oyunu bitirmek yolunda kararlı olmazlar , kimi zaman partnerlerini dışlamaya çalışırlar , kimi zaman oyunu yarıda bırakırlar kimi zaman da anlamsız risk alıp daha dibe vururlar .

Zekanızı başkalarıyla eğlenmek için değil başkalarını eğlendirmek için kullanmaya çalışırsanız , briçte de , toplumda da daha üst seviyede bir yere yazılırsınız !
04.Eylül.2011

RAKİBE LÖVEMİZİ VERMEK

Briççilere akılda kalması açısından bir soru ve cevabı.

Saygın bir firmada yönetim, soracakları soruyu en uygun cevaplayan kişiyi işe almış. Bu soruda doğru veya yanlış cevap diye bir şey yok, sadece her ferdin nasıl cevap verdiği önemli. Karanlık yağmurlu bir gece, yağmur yağıyor, fırtına var, gök gürlüyor ve siz sabaha karşı ikide iki kişilik arabanızı yalnız ve ıssız bir yolda kullanıyorsunuz. Biraz ilerde otobüs durağında 3 kişi bekliyor, birincisi bir doktor, sizi daha önce geçirdiğiniz kalp krizinden kurtarmış. İkinci kişi, çok yaşlı ve hasta , neredeyse ölmek üzere olan birisi. Üçüncüsü, hayatınızın rüyası, her zaman tanışmak için can attığınız birisi. Hava gittikçe kötüleşiyor ve arabanızda sadece bir kişiye yer var. Soru şu; Yanınıza kimi alırdınız ? Soruyu iyice düşünün ve en iyi cevabı verin.

Görüşmecilerden bazılarının cevabı şöyle olmuş:
A. Hasta adamı en yakın hastaneye götürürdüm .
b. Doktor daha önce hayatımı kurtardığına göre yanıma onu alırdım .
C. Manen düşünürsem tabii ki hasta adamı almam gerekir fakat kendi geleceğim ve hayatım için, her zaman tanışmak istediğim hayatımın rüyasını arabama alırdım.

Burada doğru veya yanlış cevap diye bir şey yok sadece her bir kişinin durumu algılayışı ve ele alışı var . Bu görüşmede cevapların % 90'ı yaşlı adamı alırdım olmuş., olmuş ama sadece bir kişiyi işe almışlar. O kişinin cevabı da şöyleymiş ;

“ Arabadan inip anahtarı doktora veririm, doktor benim hayatımı kurtardığı gibi yaşlı kişiyi de hastaneye yetiştirip iyileştirebilir, böylece ben de hayatımın insanıyla otobüs durağında baş başa kalıp onu tanıma fırsatı elde edebilirim. “
Bu cevapla o kişi hemen işe alınmış
.
Briç oyununda da lövemizi rakibe vermeyi akıl edemiyoruz. Burada yanlış olan bir şey yok, sadece bazen düşüncelerimiz dar-görüşlü olup genelde kendimizi düşünürüz.
21.Ağustos.2011

DÖRT BACAKLI MASA

1980’li yıllarda DYO boya firmasında İstanbul’da çalışıyordum. Bir gün merkezimiz İzmir’den aradılar “ bir Amerikalı ile görüşmelerimizi tamamladık şimdi Amerika’ya dönecek onu havaalanından karşıla , iki gün İstanbul’u gezecek yardımcı ol, sonra yolcu et “ dediler. Gittim havaalanından karşıladım oteline getirdim yarın saat 9’da sizi alırım dedim. Sonuçta iki gün İstanbul’u tanıttım , gezdirdim , çok ilgisini çekti , son gece de boğazda balık – roka – rakı yedirdim. Sohbet keyifliydi , bir süre sonra sohbet konumuz Türkiye’ye dönüştü. Adam öyle bir şey söyledi ki söyledikleri yaşamımda önemli bir yer etti. Adam dedi ki ; bizim batı dünyasının uyguladığı temel bir yöntem var , siz bunu bilmiyorsunuz veya uygulayamıyorsunuz. Bu uygulanmadığı sürece ülkenizin gelişmesi sağlanamaz. Bu yalnız kamu kuruluşları için değil özel sektörler için de , parti yönetimleri için de , futbol başkanları için de , hastanelerden mahkemelere , polis teşkilatlarından banka yönetimlerine kadar geçerli bir sistemdir. Bunu ülkenize oturtmanız son derece önemli dedi. Nedir bu dedim. Dedi ki bir kurumun çalışanlarında üst basamaklara çıkacak kişilerin 4 temel özelliğe sahip olması kontrol edilmelidir.
a) Vizyon sahibi olmalı , yani çalıştığı alanda tüm dünyayı tanımalı ,
b) Çalışkan olmalı , yani saat , gün , hafta vs. yaşamında çok önde olmamalı ,
c) Hem zeki , hem de akıllı bir kişi olmalı , en önemlisi de
d) Ahlaklı , dürüst ve etik bir kişi olmalı , taraflı olmaktan kurtulmuş bir kişi olmalı.
Bu tür insanlar toplumda %2 kadardır , büyük çoğunlukta bu bacaklardan bir veya iki tanesi eksiktir. Masanın sağlam olabilmesi için bu dört bacağın olması şarttır , eksik bacak varsa masa bir zaman sonra yere düşecektir. Toplum insanları bu alanda çalışıyor olabilir ama yukarıya çıkacak kişilerin bu özelliğe sahip olduğu kontrol edilmelidir. Sizin ülkenizin partilerinde bu 4 bacağa sahip kişileri elimine etmek yaşandığı için ülke yönetimine çıkan başbakanlarınız bile eksik bir bacak sahibi oluyor. Medya yöneticileriniz , futbol başkanlarınız bile bu dört özelliğe sahip kişilerden oluşmalı. Senin şirketinde bile benzer sorunları gördüm. Üst düzeye yükselme şeklinizi düzeltmeniz gerekir dedi. Aradan 30 küsur yıl geçti , acaba biz briççiler bu düzeye gelebildik mi ?
07.Ağustos.2011

TERÖR , BLOKATİF DEKLAREDİR

Benim briçe başladığım zamanlarda genel kullanılan sistem Goren’di. Goren sisteminde 1 köre 3 kör şileme davet elleriydi. Aradan 5-10 yıl geçti benim gençlik dönemimde 1 köre 3 köre Acol sistemi haline geldi yani zona davet eli oldu. Bütün bu dönemlerde rakiplerin blokasyonu pek yoktu. Yıllar geçti günümüzde blokasyon çok önemli bir icat haline geldi. Blokatif konuşmanın amacı ortaklar arasındaki diyalogu koparmak ve birbirlerini yeterince anlayamadan bir karar vermeye zorlamaktır. Blokatif deklarelerin iki sonucu vardır , ya bu blokatif deklareye kontur atılarak blokatif yapanlara ceza ödetmek ya da blokasyonu dikkate almadan doğru sonuca gidebilmektir. Sorun ise ; kimi zaman kontur atılıp büyük bir alacak yerine hanenize küçük bir giriş sağlanır ya da hanemize iyi kazanç sağlayalım diyerek konturdan vaz geçilir ama hanemize konturdan iyi bir kazanç yoktur hatta kartların dağılımı öyle kötüdür ki hanemize yazacağımız bir kazanç çıkamaz hatta rakipler hanelerine iyi bir skor yazarlar. Geçtiğimiz hafta PKK terör örgütü 13 askerimizi şehit etti. Ülke olarak hepimiz yas tutuyoruz. Bu olay kim bilir kaç yıldır devam eden bir uygulama. Terör örgütü çok uzun zamandır toplum içi koordinasyonu engelleyen bir uygulama içinde. Ancak yönetim mekanizmamız bu blokasyon faaliyetini engelleme konusunda çalışma yapamıyor. Doğru karar verme mekanizmamız yenilenemediği için uzun süredir terör faaliyetini blokasyona kontur diyerek azaltmaya çalışıyoruz , kimi zaman hanemize çok küçük kazançlar geliyor kimi zaman da oyun konturlu yaptırılıyor ve büyük bir bedel ödüyoruz. Geçen haftaki 13 şehitlik olay bence blokasyonu konturlu yaptırdığımız bir düzen. Doğru karar verebilme mekanizmamızı blokatif deklarelere karşı yeniliyebilmemiz son derece önemli. Örneğin 10 yıl kadar önce İngiltere de İspanya da buna benzer olayları yaşıyordu. Her ikisi de doğru karar mekanizmalarını yeniledi ve bugün hemen hiç bu duruma düşmüyorlar. TBMM (hükümet değil !) blokasyona karşı doğru karar verme mekanizmasını süratle yenilemesi gerekiyor.

Ayrıca günümüzde kart dağılımı yalnız Türkiye’mde değil tüm ortadoğuda oldukça sert bir dönemde . Başımız sağolsun .
24.Tem.2011

BAYANLARIMIZ AVRUPA ŞAMPİYONU

Her üç yıl Avrupa briç şampiyonası vardır ve ülkeler açık takım , bayan takımı ve senyör takımı olarak birer milli takımını yapılacak turnuvaya gönderirler. Bu turnuvada her bölümde derece yapan ilk altı takım bir yıl sonra “Bermuda Bowl” denilen dünya briç şampiyonasına katılma vizesi alırlar. Dördüncü yıl ise Avrupa milli değil Avrupa açık şampiyonası yapılır. Bu şampiyonaya her ülkeden istediği kadar takım katılabilir ve milli oyuncuların yanı sıra milli olma şansı olmayan briç meraklıları bu şampiyonada çok keyifli maçlar yaparlar. Turnuva önce karışık takım ve karışık ikili olarak başlar sonra açık – bayan – senyör takım ve ikili olarak devam eder. Bu turnuva bu yıl Polonya’nın Warta nehrinin kıyısında olan 560,000 nüfuslu 5. büyük kenti Poznan’da yapıldı.
Avrupa şampiyonasına Türkiye’den de pek çok katılımcı oldu , Ben – Orhan Ekinci – Mehmet Çopur ve Şener Gebeceli , senyör takımı olarak bu turnuvaya katıldık. Karışık ikilide Tuna Aluf – Namık Kökten önce 208 katılımcı arasında final oynayacak 30 çifte kalmayı başardı, finalde de 5. bitirdiler. Bu derece Avrupa şampiyonasında çok iyi bir derece. Biz de Orhan’la senyörlerde finale kaldık ama dereceye giremedik 22 takım arasında 15. bitirdik. Bayanlarda Mine Babaç , Lale Gümrükçüoğlu , Serap Kuranoğlu , Dilek Yavaş’tan oluşan Kapadokya isimli takım önce kendi grubunda 4. oldu ve final oynayacak ilk dörde kaldı. Finalde Kapadokya takımı önce diğer grubun 1.sini sonra 3.sünü, finalde de 2.sini eleyerek şampiyon olmayı başardılar. Bayanlar ikili turnuvasında da ilk 22 çifte kalarak finali oynadılar. Açık takımlarda takımlarımız finale kalamadı ama açık ikili de İsmail Kandemir – Süleyman Kolata 52 çift olan final grubuna kaldı ve 8. bitirdiler. M.Cem Tokay dünya şampiyonlarından İtalyan Alfredo Versace ile oynayıp final grubunda 10. , Ahu Zobu’da Bulgar Viktor Aranov ile oynadı ve 11. bitirdi. Bütün bu başarılar briç dünyasında Türkiye’nin ilgi görmesini sağladı.
Derece yapan arkadaşları candan kutluyorum.
10.Tem.2011