2009-2 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2009-2 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

YAŞAMA DAİR

2009’un sonuna geliyoruz , bir yıl daha geride kalmak üzere, yaş ilerledikçe yıl daha hızlı geçiyor , kanımca insanlar yirmili yaşlardeyken bir yıl , yirmide bir kadar bir süre tutarken , altmışlı yaşlarında altmışta bir gibi çok daha hızlı geçen bir yıl halinde oluyor. Bu yıl , benim yaşamımda kimi günlerinin çok acılı , kimi günlerinin de mutlulukla dolu olduğu önemli bir yıl oldu. Annem bu yıl veda etti, oğlum bu yıl evlendi , ailemize ilk bebeği kızım bu yıl kazandırdı. Briçte yaşam hedefim olan Bermuda Bowl’u bu yıl yaşadım. Milton Greenblatt’ın yaşam tanımı kafamda daha bir netleşiyor , adam demiş ki ;

İlk başta anne-babalarımızın çocukları,
Sonra çocuklarımızın anne-babası oluruz.
Daha sonra anne-babamızın anne-babası,
En sonunda da çocuklarımizın çocukları oluruz.

Bana göre briçte de benzer bir süreç yaşamımızda yer alıyor, briç öğreniminde önce hocamızın talebesiyken bir süre sonra talebelerimizin hocası olmuşuzdur, zaman akıp gider bir dönem gelir ki hocamıza hocalık yapmaya başlamışızdır , yaparız , yaparız , yaparız ama bir süre sonra talebelerimizin bize hocalık döneminde olduğumuzu farkederiz. Zaman insanlardan bağımsız akar gider , bu zaman akışında önemli olan briçle ilgili bizden sonraki kuşaklara bir takım değerleri bırakabilmektir. Oluşturduğumuz bu değerler yaşamımızın rengi olur, bizi mutlu kılan gülistan bir ortamı oluşturur , burnumuz çevremizdeki gül kokularıyla zevk alır , bir taraftan da bizlere yaşama dair heyecan ve enerji katar. Bunu yeterince iyi yapabilirsek bizden sonraki kuşakların kendilerini daha başarılı dolayısıyla daha mutlu hissedecekleri bir dünya kurmuş oluruz .

Hepinize mutlu ve keyifli bir yeni yıl dileğiyle ...
27.Aralık.2009

DOĞRU KARAR VERME

Aileler gittikçe küçülüyorlar değil mi ? Benim çocukluğumda kış aylarında babaannem Zonguldak’ta bizlerle yaşardı. Evimizin kilit kişilerindendi, yaz aylarına gelince de biz çocuklar ve annem İzmir’e anneanne-dedemlere giderdik. Evin dolu dolu olması çocuklara o günlerde bişey ifade etmezdi ama zaman ilerledikçe ne güzel günler olduğu iyice netleşmeye başladı. Artık günümüzde yaşlı kuşağa , huzur evi veya yanına bir bakıcıyla birlikte yaşam sunulmakta , doğru mu yanlış mı bilemem ama bana eskisi kadar güzel gelmediği kesin. Bu nedenle ben ailemi bayramlarda birlikte olmaya zorluyorum. Bayram günü aile toplu bir yemekte birleşiyor. Bu yıl geçtiğimiz kurban bayramında da İzmir’de toplanmaya karar aldırmıştım. BBO’daki dostlarla konuşurken İzmir’e geleceğimi duyunca benden Karşıyaka 5’li Majör klübüne gelmemi ve onların bayram öncesi Çarşamba günkü turnuvalarına katılmamı ve de briçe katkıda bulunacak birkaç el getirmemi istediler. Bu istekleri hoşuma gitti, sonuçta o günkü turnuvanın benim hazırlayacağım ellerle yapılmasını söyledim , kabul dediler. Ben kulüplerdeki ikili turnuvaların briçe çok da katkısı olmadığına inanıyorum. Neden mi , millet iki pik veya bir sanzatuda kalınacak elleri dört pik veya üç sanzatu deklare ediyor rakipleri defansta çok başarılı olmadıkları için yapıp top-skor alıyorlar , veya rakip dört majör dediği zaman 4-5 içeri girecek beş minörle baraj yapıyor rakip beş majör diyip battığında yine kendilerini çok başarılı görüyorlar. Bakın biz briçte ne kadar iyiyiz diyorlar. Bunların fakına varmaları için 5’li majör briç kulübüne “doğru karar turnuvası” diye bir turnuva hazırladım. Bu turnuvada gerek deklare , gerek atak gerekse de oyun veya defansta doğru yapmalarına puan vardı , rakiplerinin hatasına onlar puan kazanamazlardı. Mesela par-skor 3NT – 1 olan bir elde onlar 3 sanzatuyu tam yapsalar puan alamazlar, rakipleri doğru defansla batırabilselerdi bu el onlara puan kazandıracak tür bir eldi , rakipleri bu elden puan alamamışlardı. Buna benzer 18 bord oynattım , ilk başlarda biraz şaşırdılar ama sonra hem anladılar hem de hoşlarına gitti. Bence briç kalitesini arttıracak türde bu tip oyunları hiç olmazsa 3 ayda bir direktörlerin düzenlemesinde fayda var. Karşıyaka briç kulübü bana ben de onlara çok ısındık , dilerim bu yaptığım turnuva onların briçlerini biraz yükseltmiş olur.
20.Aralık.2009

GÜÇLÜ , ZENGİN , BİLGİLİ

İnsan beyni iki şey üretir , duygu ve düşünce. İnsanlar duygularını şiir veya müzikle ifade ederken düşüncelerini ise nesirle anlatırlar. Biz Türklerin tarihine bakarsanız nesir hemen hemen hiç yer almamıştır , Yunus Emre , Karacaoğlan , Pir Sultan Abdal ve bunlar gibi daha pek çok şair duygularını topluma vererek tarihimizin içinde yer etmişlerdir. Ancak batı toplumuna baktığımızda pek çok yazar düşüncelerini roman , hikaye , felsefi yazı şeklinde topluma yansıtabilmiştir. Geçenlerde briçle ilgili bir çalışma yaparken önüme yanlış bir dosya açılmış ve Bacon isimli 1500 sonu 1600 başı yaşayan bir İngiliz çıkmıştı. Bacon’u yıllar önce okumuştum tekrar bir hatırlayayım diye biraz incelemeye baktığımda sözlerinin briçi yansıttığını farkettim. Yazılarının bir kısmında “doğrunun varlığı , şüphecilik” anlatılıyordu. Briçte de bizler doğrunun varlığını bulmaya çalışıyoruz ama bir taraftan da şüpheciliği körüklememiz lazım. Rakibin konuşmalarına ait şüphe , dağılımsal şüphe bize doğruyu buldurması gerekli değil mi ? Bacon bir yerde

“ bizi yediklerimiz değil hazmettiklerimiz güçlü kılar ”
“ kazandıklarımız değil biriktirdiklerimiz bizi zenginleştirir “
“okuduklarımız değil hatırladıklarımız bizi bilgili yapar ” demiş.

Briç öğrenenler de pek çok şey yerler , ancak güçlü olmaları için bu yediklerinin hazmedilmesi gerekir. Hazmetmek bu aldıklarının değişik ortamlara uyumunun sağlanması , bunları başka yedikleriyle birleştirebilmektir. Bazı konvansiyonlar yeni , ilginç, ortağınızın seçimi olabilir ama sizin temel sisteminize ters gelen yönleri varsa size zarar verebilirler. Doğru briçte de pek çok kazancınız olabilir. Klüp turnuvalarında değişik zamanlarda birincilikler almış olabilirsiniz ama sizi zengin kılması için bunların içinde birikimleriniz esastır. Son söylediği okumak değil hatırlamak bilginin temelidir lafı ne kadar doğru ! Son bir sözü daha var “ başkalarına verdiğimiz nasihatlar değil uygulamalarımız bizi insan yapar “, bunu benim için söylemiş galiba.
13.Aralık.2009

ROTARYENLERE TEŞEKKÜR

Yaz başıydı , dişimle ilgili sorunum vardı. Dişle ilgili sorunumu briççi arkadaşım ve diş doktorum Neşet Taştepe çözer , ona gittiğimde dişçi koltuğuna oturup , ağzımı açıp teslim olunca Neşet de briç konuşmaya başlar , el sorar , ne demeliydim , bunu nasıl oynarsın , ne atak etmeliydim vs. der , kafamı briçe yönlendirdikçe korkum bir ölçüde azalır , beynim dişimle ilgili alandan çıkıp briçe döndükçe işim daha kolaylaşır. Yine Neşet’e gittim , bu defa briç konuşmaya başladığımız zaman , Neşet “abi biz rotaryenlere briçle ilgili bir konuşma hazırlar mısın?” dedi. Ne diyeyim hıı hııı dedim , bir yandan çalışıyor bir yandan da rotaryenlerin briçe olan ilgisini anlatıyordu , işimiz sona erince kendisine bu konferansın ancak Kasım gibi olabileceğini eylülde Sao Paolo’ya gideceğimizi , Ekim ayında da benim oldukça yoğun olduğumu söyledim , nasılsa kabul etmez yırtarım diye düşünüyordum. Olur ben konuşurum ayarlarız dedi. Sonuçta kurtulamadım , iyiki de kurtulamamışım. 18 Kasım’da Kadıköy yakasındaki 5 rotary kulüp bir arada, Faruk Ilgaz tesislerinde bir toplantı düzenlediler , beni , Emin Orhan ve Ergun abiyi davet ettiler benden de briç hakkında tanıtıcı bir konuşma istediler. Çok keyifli bir akşamdı , epeydir görüşmediğim ve rotaryen olduğunu bilmediğim bazı eski dostlarımı da orada görünce çok mutlu oldum. Briçin gerek Türkiye’deki gerek dünyadaki tarihçesini paylaştım onlarla , ilgiyle dinlediler , briçin beyin sporu olarak dünyadaki yerini , insanlara katkısını , takım olabilmenin ve karar almada ortak karar mekanizmasının ne kadar değerli olduğunu Türkiye yönetimindekilerin bu ortak karar mekanizmasını kullanmasının bizlerin daha iyi noktalara götürecek olmasını anlatmaya çalıştım onlara. Briçi bir oyun olarak anlatmanın yanı sıra yaşam simülasyonu olmasını da söylemeye çalıştım. Sonuçta sözlerimi ünlü yazar Somersat Maugham’ın briçe ait “ Doğadaki tüm zevkler , yemek yeme zevki , seyahat etme zevki , hatta seks zevki bir gün sizi terk edecektir , elinizde kalan son zevk aracınız briç olacaktır” sözleriyle tamamladım . Rotary Kulüp toplantısına katılan rotaryenler konuşmayı çok sevdiler , avrupa şampiyonluğu getirmiş takımımıza birer teşekkür ve kutlama plaketiyle onurlandırdılar. Ben de onların bu ilgi ve jestlerini şükranla sizlerle paylaşmak istedim.
06.Aralık.2009

MUHAKEMEDE EKSİLER

Rakiplerle oyun seviyesi mücadelesi verirken elimizin artılarını geçen hafta sizlerle paylaşmıştım. Bu hafta da elinizdeki eksi değerleri görmenizi istiyorum.

1- Üç boş renk. Hele bu renk sağımızdan söylenmiş bir renk ise daha da eksi değer katmalıyız.
2- Rakiplerin fit bulduğu renk bizde ikili ise bu da eksi bir değerdir.
3- Elimizdeki küçük onörler – dam ve valeler - rakiplerin rengindeyse eksi ortağın rengindeyse artı değer gösterir.
4- Ara kartlar. Rengimiz ara kartlardan yoksun ise eksi koymamız lazım. Mesela Oratağın 1 sanzatusuna steyman yaptık ve 4-4 piki bulduk, ama bu Kxxx karşı xxxx ise 4 löve verilebilir.
5- Beşli rengi olmayan eller. Uzunluk olmayınca löve üretim şansı azalır. 4333 dağılım alım gücü az kayıp gücü fazla olan bir eldir.
6- Uzun renklerimizde her as ve her ruva eksikliği eksi puanlama getirir.
7- Fit olmaması elimizin değerini eksiltir. Bu nedenle sağımız oyun açtığı ama onun renginin bizde 4+ olduğu zamanlar 13+ puanla bile kontr diyerek renk istemeyebiliriz.
8- Misfit. Ortak iki renk konuşuyor bizde ise diğer renkler 5-5 / 6-5 ise elimizin puanları oldukça eksilirler.
9- Kalitesiz renk. Rengimizin yapısı çok önemlidir. Mesela AQ7652, altı puanlı bir renk sanılır ama değildir. QJ10987 aslında üç puanlı bir renktir ama o altı puanlı renkten fazla löve alabilir.
10- Pozisyonumuz. Uzun bir rengimiz varken solumuz bizde Kx olan rengi söyledi sağımız ise üç boş olan rengi söyledi. Hemen alarm zilleri çalmaya başlaması gerekir. Bu el onlara ait bir el, kontrlu normal üstü kayıp gelebilir.
11- Rakip baraj yapıyorsa. 2 veya 3 açılarak baraj yapılmak istenen eller bize kötü dağılım sinyalini de vermesi gerekir. Pek çok şilem eli bu nedenle batacaktır.
29.Kasım.2009

MUHAKEMEDE ARTILAR

Yaşamda muhakeme , briçte muhakeme , doğru yerlere varabilmemiz için gerekli düşünme tarzıdır. Geçtiğimiz hafta bunlara temel bakışı anlatmaya çalışmıştım , bu hafta muhakemedeki artıları sizlerle paylaşayım.

1- Rakiplerin bizim kısa rengimizi söylemeleri. Söylenen renk bizde tek ise ikiliden iki kat iyi durumdadır, hele o renk şikansa singltonda da iki kat iyi durumdayız demektir.
2- Kısa renklerimiz solumuzdan söylenen renklerse ilave bir artı daha getirir. Yan rengimiz ise sağımızdan söylenirse yine bir artı koyabiliriz.
3- Çalışan onörlerimiz bize artı değer getirir. Yani kendi renklerimizde as ve ruva tabii ki gerekiyor ama dam ve valeler rakip renklerde ise elimizi düşürür, dam ve valelerimiz de kendi renklerimize ait ise elimize artı katarlar.
4- İyi fit olması . Toplam löve kuralını biliyorsunuzdur , karşılıklı kaç adet karta sahipsek o kadar fazla löve kazanma şansımız artar. 6-5 / 5-5 / 6-4 çok artı , 5-4 az artı değer katar 5-3 / 4-4 fitler ise olması şart olan normal fitlerdir artı değer getirmezler.
5- İki renkte fit. Karşılıklı iki renkte fit görüyorsak bu alınacak löve sayısını arttırır, buna da artı değer vermeliyiz.
6- Ortağın rengindeki onörler. Ortağımızın rengindeki Kx / Qx normal 3 / 2 puandan fazla sayılmalıdır. Eğer bunlar solumuzun söylediği renklerde ise değerleri 3 / 2 puandan aşağıya düşmüş demektir.
7- Kaliteli renk . Bizim deklarede endişe duymayacağımız renk demektir.
8- Yan rengimiz. İkinci rengimiz varsa sağdaki rakibimizin söylediği renk olması artı değer getirir.
9- Ara kartlar ve dağılımsal güç. Briçte ara kartlar löve üretmekte çok önemlidir. Mesela AK765 iki löveyi garantilerken QJ1098 üç löveyi garantiler. 4441 dağılım. Sanzatuda geliştirilebilecek üç renk sunduğu için değerli dağılımdır. Buna benzer başka dağılımsal eller artı değer getirir.
22.Kasım.2009

İYİMSER Mİ , KÖTÜMSER Mİ ?

Briççiler önce sistem öğrenmeye çalışırlar, hangi el açar , hangi el ile üste konuşma yapılır , ortağın açışına nasıl cevaplar verilir, zona davet için kaç puana gereksinim vardır gibi konular yerleşir. Bir süre sonrada briç oyunu yapımız , stilimiz oluşmaya başlar. Bir kısım briççiler iyimserdir , hep ortakta beklediği iyi kartlar vardır umuduyla çıkacakları seviyeyi belirler ve kaybederler , bir kısım briççiler de kötümserdir , benim hiç bir zaman beklentilerim çıkmaz onun için düşük seviyede kalayım da haneme yazayım derler onlar da kaybederler. Genelde iyi briççi olmanın yolu işte bu alanın gelişimiyle ilintilidir. Ne zaman iyimser olmalıyız , ne zaman kötümser bakmalıyız ? Evet bu konunun gelişimi tecrübeyle oluşur ancak bu konuda doğru karar verebilmek için hemen her turnuvadan sonra hangi ellerde doğru hangi ellerde yanlış karar verildiğinin incelenmesi gerekir. Briççilerin büyük çoğunluğu oyundan sonra bu alanı incelemeyi pek bilmezler. Kendilerini şanssız olarak niteleyip bir başka masada yine benzer bir karara imza atarlar ve yine kaybederler. Sonunda kötümserlik duygusu iyimserliği yavaş yavaş yokeder ve ben genelde şanssızımdır klişesi yer eder. Muhakeme osmanlıcadan kalma bir kelime, şimdilerde biz yargılama diyoruz. Ancak nuhakemenin düşünmeyle sıkı bir işbirliği vardır. İyi briççi olmanın temel yolu elinizdeki 13 kartı değil toplam 52 kartı düşünebilmekle oluşur. Briçte başarının temelinde diğer ellerdeki kartları da hesaplayabilmekle yaratılır. Kimi zaman dört pik dersiniz rakip beş kör der kontr çeker ve 300 alırsınız ama içeri odada beş pik denip 650 alınmıştır 8 imp kaybedersiniz, kimi zaman da siz beş pik dersiniz ve batarsınız içerdeki odada 300 alınmıştır bu defa da 9 imp kaybedersiniz. Genelde briççiler bu konuda karar verirken duygularını öne çıkarırlar. Bu konularda doğru kararlar verebilmek için duygularımızı bir yana bırakıp muhakeme yapmayı öğrenmemiz şarttır. Muhakeme yolu ise , ortağımızın elini hayal edebilmek , rakiplerin ellerini plase edebilmek , elimizdeki onörlerin artı ve eksi taraflarını bulabilmektir. Bir iki hafta bu artı ve eksi yönleri sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Ancak bu söylenecekler sizin yol seçiminiz için ışık tutmaktır, turnuva sonları bu söylenenlerle verdiğiniz kararların ne kadar çalışıp çalışmadığını ölçebilmeniz briç seviyenizin artması için gereklidir.
15.Kasım.2009

KAYBEDİŞİ SEÇMEK

Briç oyununda zaman zaman seçim yapmakta çok zorlandığımız örnekler yaşamışızdır. Zon söylediğimizde, rakip beş seviyesinde baraj yapmıştır acaba beş seviyesine çıkalım mı ? Yapabilir miyiz ? Rakibi batırararak daha mı fazla kazanç sağlarız ? Bu durum elimizin kuvvetli olduğu zamanlar geçerli olan bir kavram, bu durumdaysak her halükarda kendi hanemize birşeyler yazacağız, az veya çok değer yazmayı seçebilmektir başarı, asıl sorun ise tersi durumlar için yani eli kuvvetli taraf biz değiliz , acaba baraj yapmalı mıyız ? Yani kaybedeceğimiz kesin ama kayıpları azaltmayı nasıl beceririz. Briçte bu alan gelişmekte olan bir alan, kimi zaman rakibin 4 majör zonuna ses çıkarmayız halbuki 5 minörle çok daha az kaybetme şansımızı kullanamamış oluruz, veya 5 minör deriz rakibin zon ile alacağından çok daha fazlasını vererek olduğumuz yerden çok gerilere düşeriz, hatta belki rakip batacakken onu çukurdan çıkarıp çukura biz atlarız. Burada doğru karar verebilmek briçte bizleri üst sıralara taşıyan en önemli ustalıklardır. Uzmanlık ; kaybedişi kabullenmek ama daha az kaybetme yolunu ve yöntemini seçebilmektir. Bizleri tepeye taşıyan bu yöntemi doğru kullanmaktır. Genelde iyi oyuncu olmalarına rağmen kaybedişi kabullenemeyen , rakibin zonuna kontr atarak yaptıran, tersi durumlarda rakibin batacağını bilmesine rağmen az kazanmayı içine sindiremeyip kendisinin batacağı noktaya çıkmak yapılan en temel yanlışlardır.

Türkiye’m zor günler yaşamakta. Belli bir kaybedişi seçip seçmemek konusunda ikilem yaşamakta. Bu kaybedişi seçme kararı, seçmediğimiz zamanki durumların daha çok kayıp getirip getirmemesiyle ölçülmeli, ancak bu kayıp durumu seçmeden evvel, diğer durumu kendi lehimize çevirecek yöntemleri de iyi incelemeliyiz. Bulunduğumuz koşullarda kayıplar bizlere sanal olarak inandırılmışsa gerçekte kayıp durumunu lehimize çevirecek yollar var ama o yolların gerçekleşmesini oluşturabilecek yeterli düzeyde oyuncularımız yoksa işimiz zor. İşte briçte kazanma veya ülkelerini başarılı yönetme durumlarının üstüste çakıştığı alanlardan biri yaşanmakta. Dilerim doğru kararlar verilir.
01.Kasım.2009

ALERT ETMEK

Briç partnerliği ancak ortakla yapılan sistem anlaşmalarıyla başarıya ulaşabilir. Ortaklar arası bir şifre kitabı vardır. Birinin söyledikleri öbürünün şifre kitabında yoksa anlaşmaları pek mümkün değildir. Mesela benim senyör partnerim Emin’le şifre kitabımızda bir pik açışına üç trefl demek 16+ puan ya üçlü-dörtlü pik fiti olan el veya treflden forsing el olarak yazılmıştır. Buna karşı diğer partnerim Aydın ile oyunumuzda ki üç trefl ise Bergen konvansiyonu dediğimiz dörtlü pik fiti 6-9 puan ve singltonlu el demektir. Aynı deklerasyonun başka anlam taşıdığı sistemler de olabilir, önemli olan partnerliklerde bu tariflerin yapılmaları ve iki tarafın da bu bilgiye ulaşmalarıdır. Bence briçin dünyadaki en önemli kuralı partnerlikler arasındaki bu anlaşmaların rakiplere alert kartıyla işaret edilmesidir. Yani briçte partnerler arasında özel anlaşmalar yapmanız serbesttir ama bu anlaşmayı rakiplerinize de bildirmeniz gerekir. Bu kural bence gerek şirketlerin, gerek kamu kurumlarının veya sivil toplum örgütlerinin, gerekse de bireysel kişilerin toplumdaki davranışlarının şeffaf olması gereği gibidir. Yalan söylemek, anlaşmaları gizlemek, rakiplerinizi veya çevrenizdeki kişileri yanıltmaya yönelik davranışlarda bulunmak briç dünyasının karşı olduğu temel kurallardan biridir. Burada bir önemli detay vardır. Nelerin alert edilmemesi gerektiği ki bu pek çok briç klübünde yeterince bilinmemektedir. Masaların açık olduğu kulüp turnuvalarında kontrların alert edilmemesi şartı vardır. Neden mi çünkü alert ettiğiniz zaman rakiplerinizle aynı anda ortağınıza da kontru nasıl kabul ettiğinizi söylemiş oluyorsunuz. Ortağınız ceza kontru attıysa siz bunu negatif olarak kabul ettiğinizi rakiplerinizle birlikte ortağınıza da söylemiş olursunuz ki bu yanlış bir davranıştır. Alert edilmemesi gereken deklarelerden biri de sanzatu demektir. Bunu alert ederek rakiplere söylemeniz de bu deklare çeşitli seçenekler içerdiği için ortağınıza hangi seçeneğe uygun deklare verdiğinizi bildirmek demek olacaktır. Ayrıca deklarenin ilk turundaki özel konvansiyonlar hariç olmak üzere 4 ve yukarı seviyede ki konuşmalar alert edilmezler. Tabii bütün bunlar perdeli briçteki kurallar değildir. Perdeli turnuvada partnerinize bilgi verme şansınız olmayacağı için herşeyin alert edilerek rakibinize bildirilmesi gerekir. Aynı işaret ortağınızca da yapılarak o taraftaki rakibe de aynı bilginin verilip verilmediği sürekli kontrol edilmektedir.
25.Ekim.2009

18 EKİM PARTNERLİĞİ

Briçteki temel ilke partnerlik ve bu partnerliğin uzun süreli olabilmesidir. Türkiye’nin milli takımlarının yurtdışı yarışmalarda takımı oluşturan kişilerin bireysel seviyelerinin altında yer almalarındaki en önemli etken Türklerin partnerliklerinin uzun süreli yaşayamamasıyla ilintilidir. Partnerler arası kullanılan sistem briçteki başarının temeli sayılır halbuki değildir, çok az bir yüzdesidir o, kazanmak için daha yüksek gereksinim stillerin uyuşması aralarındaki sevgi ve dostluğun briçteki yanlışlarla ilintili olmadığının farkına varmalarıdır. Partnerler arasında anlaşmalı bir stil yoksa bu gün bir pike iki pik diyen, yarın ise aynı el ile üç pik ile davet eden kişilerse bir türlü birlikte başarıya imza atamazlar. Kimi deklarelerde başarı gelse de uzun süreli bir birliktelik sağlanamaz.

Çocuk doğar, aile ve çevre ona yaşamda başarılı olabilmesi için gerekli donanımlar kazandırmaya çalışırlar. Onun eğitimi, yeteneklerinin ortaya çıkartılıp bu yeteneklerini parlatmaları, çevresine ve topluma katkılarını oluşturmak hep ailelerin çocuğuna vermeye çalıştıkları önemli değerlerdir. Bu değerlerle çocuklarının mutlu bir yaşam sürmeleri ailelerin temel hedefleridir. Bunu neden isterler, çünkü bilinçaltında kendi yaşamları sona erdiği zaman geride bıraktıkları genleriyle yaşama devam edebilmeyi arzularlar. Çocukların bunu sağlamasının yolu ise aynen briçte olduğu gibi doğru bir partnerliği kurabilmekle olur. Partnerler çoğu zaman karşılaştıkları durumla ilgili birbirlerine görüşlerini sunarak kendileri için başarılı olacak bir yere gelebilmeye çalışırlar. Bu kimi zaman arkadaşlıklar, dostluklar, kimi zaman da ekonomik parametreler içerir, ama temel amaç birlikte mutlu dakikalar yaşayabilmektir. Gelinen kontrat, bu kontratta başarılı olmaya çalışılan süreç partnerlere keyifli dakikalar yaşatıyorsa hem partnerlikleri doğru hem de seçtikleri kontratlar doğrudur.

İşte bugün oğlum Fırat yaşamıyla ilgili bir partnerliğe imza atıyor, Nazlı ile evleniyor. Onların bu anlaşmalarını gönülden kutluyorum, hem onların, hem de onların bize kazandıracağı gelecek kuşaklarımın daha mutlu bir dünya yaşamalarını diliyorum.
18.Ekim.2009

DOĞRU SÖZCÜKLER

Kadın işinden evine dönerken neredeyse ağlayacaktı, çok stresli bir gün yaşamış, gerçek olmayan nedenlerle suçlanmıştı. Kendini savunmaya çalışmıştı ama insanları yeterince inandıramadığından korkuyordu. Başı çok fena ağrıyordu evde ağrı kesici ilaç inşallah vardır diye düşündü. Eve geldiğinde, küçük kızı şen şakrak onu karşıladı, kanapenin üstünde zıplayarak şarkı söylemeye çalışıyordu. Kadın bir iki sefer sus ben iyi değilim başım çok ağrıyor dese de kız o gün çok mutluydu şarkı sözcüklerini birbirine karıştırmakla da olsa söylemeye çalışıyordu. Kadın sonunda isyan ederek yeter artık çok kötü bir sesin var kes şu şarkı söylemeyi dedi. Kız kanapeden indi ağlayarak odasına koştu, beyni bundan sonra kaç yaşına gelirse gelsin hiçbir arkadaş grubunda bir daha şarkı söyleyemiyeceğinin bilincine varmasa da yaşamıyla ilgili mutsuz bir günü kayda aldı.

İlk insanlar aralarında iletişim sorunlarını binlerce sene yaşadıktan sonra bu iletişim sorunlarının çözümü için yavaş yavaş aralarında bazı sözcükleri buldular. Yıllar geçti sözcükler çoğaldı duygu ve düşüncelerin ifade edilmesi için en güçlü araç haline geldiler.

Briçte de kullandığımız sözcükler yani deklareler aynen yaşamdaki sözcükler kadar önemlidir. Yaşamda duygularımızı, düşündüklerimizi ifade etmek için onbinlerce sözcük kullanırız. Briçte ise toplam 15 kelime vardır. Birle yedi arasında 7 adet rakam, pik, kör, karo, trefl ve sanzatu ettimi 12, kontr ve sür kontr eti mi 14, bir de pas eder 15. Bu onbeş sözcükle elimizle ilgili binlerce bilgiyi ortağımıza aktarabilmektir briç. Yaşamımızda kullandığımız yanlış sözcükler nasıl yakınlarımızı, çevremizi etkiler kimi zaman onları bizden uzaklaştırır, kimi zaman da canımızı yakıp yaşamla ilgili sıkıntılara, dertlere, mutsuzluklara yol açarsa, briçte de kullandığımız yanlış sözcükler bizleri yanlış yerlere götürür, batarız . Briçteki doğru sözcükler elimizi doğru tarif etmeye ortağımızın bizi anlamasına ve birlikte mutlu olacağımız doğru yere ulaşmamızı sağlarken yaşamda kullanacağımız doğru sözcükler de yaşamı mutlu kılmanın temelidir.
11.Ekim.2009

BRİÇE DEVLETİN BAKIŞI

Briçe devletimizin bakış açısıyla ilgili bazı şeyleri söylemekten kaçınıyordum. Bizim briçin tepe noktasında yaşadıklarımızı paylaştığım dostlarımın hemen tümü bunları yazmam gerektiğini söyledi, ben de sizlerle paylaşmaya karar verdim. Briç dünya ülkeleri açısından önemli bir alan, stratejik düşünme gerektirdiği için iyi briç oyununu hemen tüm ülkeler geleceklerini olumlu gerçekleştirmenin bir aracı olarak algılıyorlar. Sao Paolo’da açılış törenine başta belediye başkanı olmak üzere bürokratik yetkililer katılmıştı, kapanış törenine ise bazı ülkelerin başkentte bulunan konsoloslarının da katıldığını görmek bizleri hem mutlu etti hem de kendi ülkemiz açısından daha yolumuzun uzun olduğunu gösterdi. Bizler geçen yıl Fransa’nın Pau kentinde Avrupa şampiyonu olup istiklal marşımızı tüm Avrupa ülkelerine dinletirken ülkemizin Fransa’daki konsoloslarından hiç kimse törene katılmayı bir kenara bırakın ne bir bürokrat gönderdiler ne de kutlamaya yönelik bir mesaj. Bu tür uluslararası şampiyona oynanırken diğer ülke katılımcılarıyla sohpetler yapılır. Bir dost ile konuşurken ilginç bir şey öğrendim Çin ülke yönetimi briç yetkililerini çağırmış ve önümüzdeki 20 yıl içinde Amerika’yı dünya zirvesinden indirmenizi istiyoruz. Sizlere geçmişteki Çin imparatorluğu saraylarından birisini tahsis ediyoruz, briçe bağlanacak kişileri devlet görevlisi olarak kaydedip dolgun bir maaş bağlayacağız, devletten emekli olma hakkını kazanacaklar, önümüzdeki yıllarda dünya şampiyonalarında Çin’in dünyanın en üst sıralarında görünmesi ana hedefimizdir. Bu konuya yönelik 1000 kişi oluşturun demişler. Bu sürenin yaklaşık on yılının dolduğu 2009 yılı dünya şampiyonasında Çin ilk defa bayanlarda Amerikayı yenerek dünya şampiyonluğu kazandı. Kapanış töreninde Çin ülke temsilcileri ve briççiler çok mutlu dakikalar yaşadılar. Devlet bizim bu dünya şampiyonasına gidişimizi turistik bir görünümde sanmakta olduğu için TBF’ye parasal destekte bulunmadı. Başta Hoşgörü ve Bodrum Briç kulüpleri olmak üzere bazı kulüpler bizlere destek turnuvaları yaptıkları için onlara müteşekkiriz. Devlet yaklaşık 60-70 federasyona para tahsis ederken bunların arasında sonuncu biz briç grubuyuz. Keşke başta Mersin Belediyesi gibi bazı belediyelerin briççilere verdiği destekleri devletimiz de uygulayabilse.
04.Ekim.2009

STRESİN İYİ YÖNÜ

Sao Paolo’da iki hafta yoğun bir briç yaşadık. Bu öyle bir yoğunluktaydı ki sabah saat 10.30 gibi gibi başlıyordu, dolayısıyla erken saatte kahvaltıyı edip 10 gibi turnuvanın olacağı otele gitmek zorundaydık. Akşam saat sekize kadar süren turnuva sonrası turşu gibi çıkıyorduk, otelimize dönüp hafif bişeyler yerken bile konumuz briçti, arada ben Türkiye’de neler olup bittiğine dair internetten gazetelere bakmaya çalışıyordum ama çok da fazla ilgi olmuyordu, varsa briç yoksa briç bir dünyadaydık. Öyleki zaman zaman günü unutuyorduk, bugün Salı mı Çarşamba mıydı diye konuştuğumuz çok olmuştur. Yapılan yanlışlarımızı tartışmak, sonuçta düştüğümüz uçuruma bazen ortağımızın neden olduğunu bazen de rakiplerimizin zorla bizi ittiğini söyleyerek takım arkadaşlarımızın da aynı şekilde rakibi itebilmesi halinde bu bedeli ödemeyeceğimizi savunmakla geçiyordu gecelerimiz. Kendimizin günahsız olduğunu yanlış karar vermemizde kendi beynimizin dışında ki nedenlerin ağırlıkta olduğu kavgası aynen yaşamda olduğu gibi briçte yaşanıyordu. Ama yaşamdan önemli bir farkı briçte bedeli hemen ödersiniz ve her oyunda olumlu yaptıklarınızın yanında yanlışlarınız kazandıklarınızın çoğunu götürüyordur. Hatta küçük yanlışlar yapmanın sonuçta ulaşmak istediğiniz noktayı fazla uzağa taşımadığını ama önemli kararlarda yapılan yanlışların sizi her defasında bir uçuruma düşürdüğünü görüyorsunuz. Bütün bu yaşananlar, yaşadıklarınızda kendinizi savunma hareketlerinizin ne kadar sevecen, ne kadar arkadaş canlısı da olsanız hem sizi hem de takım arkadaşlarınızı strese sokmaması mümkün değil çünkü ne de olsa bir yarışmadasınız ve yarışma sonucundan hepiniz umutlusunuz. Ancak bardağın bir de dolu taraflarına bakalım, bu tür yaşananlar iç enerjinizi yükseltiyor, her ne kadar stresli bir düzey olsa da yaşam enerjiniz genç yaşlarınızdaki seviyelerindeki kadar dolup dolup taşıyor, kendinizi daha genç hissettiriyor size. Önünüzdeki birkaç gün için beklentilerinizi netleştiriyor, ruhsal isteklerinizi keskinleştiriyor. Mutsuzluk bulunduğunuz seviyeyle beklentiniz arasındaki farkın çok olmasıdır, mutsuzluğu önlemek için bu farkı yani beklentilerinizi düşürün derler, ama bunu söylerken kendi seviyenizin değişmeyeceği varsayımı esastır. Briçte ise ulaşmak istediğiniz noktayı belirledikten sonra kendi seviyenizi o noktaya gelebilecek düzeye arttırabilmenin metotları esastır. Bunu yapmazsanız o noktaya ulaşmanızın mümkün olamayacağını görürsünüz.
27.Eylül.2009

SAO PAOLO’DAN -3

Sao Paolo’yu bitirdik ve döndük, gerek briç olarak gerek yaşam olarak bir sürü ilginçlikler gördüm. Briç olarak dünya şampiyonası bir kurtlar sofrasıymış. Kurtların yaşamlarını insanlar national geografik benzeri BBO’dan seyretse de gerçek kurtluğu, onların yaşamlarındaki yırtıcılığı bu vahşi bir ormanda yaşamadan göremiyor. Bu tür bir dünya yarışmasında iki temel yarışma oluyor. Birinci yarışma olan Bermuda Bowl’da üç katagoride, yani açık takımlar – bayanlar – senyörlerde dünyanın en tepesindeki 22 ülkeyi temsil eden takımlar birbirleriyle maçlar yaparak topladıkları puanlar ile ilk sekize girmeye çalışıyorlar. İlk sekize girebilen takımlar aralarında nakavt-eleme şekliyle 6 maçlık savaşa başlıyorlar. Bizim takımımızın bu dünya yarışmasına Türkiye’nin ilk defa katılmasını sağlayabildiğimiz için mutluyuz. Ancak yarışmayı 12. bitirebildik ve ilk sekize kalamadığımız için de mutsuzuz. Takımımız Avrupa yarışmasında 1. olarak bu hakkı elde etmişti. Bu dünya yarışmasında da ilk sekize kalacağımızın umuduyla buraya gelmiştik. İlk sekize kalmayı başaran hiçbir takımı yenemedik. Avrupa şampiyonasında birinci olurken dünya şampiyonasına katılma hakkı kazanan altımızdaki 5 takımı da yenebilmiştik. Avrupadan gelen bu 6 takımdan dördü ilk sekize kalmayı başardı ve de sonuçta İngiltere ve Polonya finali oynadılar. Açık takımlarda Amerika ile İtalya, bayanlar katagorisinde de yine Amerika ile Çin final oynayan takımlardı.

İkinci yarışma ise her kategoride ilk sekize kalmayı başaramayan takımların katılma hakkı olan transnasyonal adındaki bir yarışma. Burada 70 kadar takım 15 maç yapıyorlar ama her maç sonrası çıkan sıralamada en yakın puana sahip iki takım savaşıyor buna “swiss maç” deniyor. 15 maç sonunda ilk sekize kalmayı başarabilen takımlar yine nakavt-eleme oynamaya kalıyorlar. Bizim takımımız bu yarışmayı 6. olarak bitirmeyi başardı ki bu bence çok zor bir olaydı. Dünyanın bir sürü dev oyuncularıyla oynadık ve de puanlarımızı devam ettirmeyi başardık, bugüne kadar Türkiye’den hiçbir takım bunu başaramamıştı. Şansızlık, finalde 1. durumdaki takıma düştük ve elendik başka bir takımla oynayabilsek belki de ilk dörde kalmayı başarırdık.

Umudum gelecek yıllara !
20.Eylül.2009

SAO PAOLO’DAN -2

İnsanların gelişmeleri çok enteresan. Her ülkede insanlar geliştikçe daha mütevazi oluyorlar, daha gelişmeye başlayamamış kişiler ise özgüvenleri yüksek, kendi bakış açılarını çok daha doğru sanan insan oluyorlar. Yanlış hatırlamıyorsam bu konuda bir üniversitede araştırma yapılmıştı. Hoca bir test yapmış sonrada çocuklara kaç soruda doğru cevabı bulduklarını yazmalarını istemişti. Sorularda ancak 10 kadar doğru cevap verebilenler kendilerinin iyi yaptıklarını 60 üstünde alacaklarını söylerlerken 80 ve üzeri doğru yapanlar ise 60-70 kadar doğru yapabildiklerini zannettiklerini söylemişler. Briç dünya şampiyonasında 22 takım arasında 12. olduk, ilk sekize girebilsek finale kalıp teketek savaşabilecektik olmadı. Avrupa şampiyonu olmuş bir takım olarak özgüvenimiz oldukça yüksek olarak başladık ama sonra gördük ki tepeye oynamak için düşünme sistematiğinin daha derin olması gerekiyor. İlk altı yedi maçtan sonra daha iyi yapmaya başlamıştık ama başlangıçta kaybedilen puanların telafi edilmesinin de oldukça güç olacağını böylece görebildik. Neyse belki başka bir dünya şampiyonasına katılabilme becerisi gösterirsek daha iyi bir sonuçla dönebiliriz.

Sao Paolo’da doğmuş olmayı ve burada yaşamayı istermiydim çok emin değilim. Doğa bizde olmayan ağaçları, kuşları büyütmüş, kavun , karpuz ve muzları tatlı ama farklı, mandalinlerinin kabukları bıçakla soyulmak zorunda, şehirde tek bir kedi tek bir köpek yok. Ayrıca sular bizdekinin tersine saat yönünde dönerek boşalıyor, ilginç değil mi ? Geceleri gökyüzündeki yıldızlar bizim yıldızlar değil. İnsanları iyi ama İngilizce bilen kişi yüz kişide bir bile değil iletişim oldukça zor oluyor. Taksi ücretleri, restoranlar oldukça pahalı ancak özgürce yaşamayı ülke çok benimsemiş. Geçmişlerinde savaş hemen hiç olmamış, onun için yaşam onlarca daha farklı benimsenmiş. Güzel tarafları çok olmasına rağmen alışık olmadığımız bir düzen. Şehir merkezinde büyük bir meydan ve meydanın ortasında bir katedral var. Çok güzel bir görüntü ama meydanın bir kenarında çulsuz bir grup pantolonlarını çıkarıp havuzda yıkayarak kenarda fırçalıyor ve kimsede ne yapıyorsunuz demiyor. Bakalım önümüzdeki hafta ne yazabileceğim sizlere.
13.Eylül.2009

SAO PAOLO’DAN -1

Sao Paolo’ya 2 gün öncesinden gelerek hem saat farkı sıkıntısını aşalım hem de etrafı biraz tanıyalım istedik. Sao Paolo çok yeşil bir yer değilmiş, bizler Amazon ormanlarının buralarda da görüneceğini zannediyorduk yanılmışız. Sao Paolo endüstriyel bir kent. Kentin içinde kaliteli alanlar olmasına rağmen büyük kısmı düşük kalite mahallelerden oluşuyor. Çok fazla gezip görülecek yerleri pek yok. Neticede cumartesi akşamı açılış gecesine gittik. Açılış gecesinde ev sahibi ülkenin briç yönetimleri ve dünya briç camiasının önde gelenleri açılış konuşmaları yaparlar, takımları takdim ederler sonrada küçük bir müzik gösterisi vardır. Sao Paolo’da da aynı şekilde başladı, açılış programı cumartesi akşam turnuvanın yapılacağı otelin opera salonunda yapıldı. Dünya briç Federasyonu başkanı Jose Damiani , Brezilya Briç Federasyonu ve de organizasyon komitesi Başkanı Ernesto d’Orsi’nin yanı sıra Sao Paolo belediye Başkanı Giberto Kassab’da bir konuşma yaptı. Ondan sonra takımları takdim edildi ve müzik gösterisi başladı. Bu gösteri tipik Brezilya kültürünü yansıtan bir gösteriydi. Dünya çapında meşhur bir piyanistin çaldıkları, sonra bir müzik grubu eşliğinde her biri değişik bir enstruman çalan 4 kadın solistin sunumu, bir balerin modern dans grubunun şemsiyeli dans gösterisi, yine 5 adamın solistliği, son olarak da muhteşem bir sambacı dans grubunun Brezilyayı temsil eden şovu. Dünya briçi yarışmaları demek böyle başlıyormuş, Avrupa briç müsabakaları pek sönük kaldı bunun yanında. Turnuva bizim açımızdan kötü başladı ilk iki gün 6 maçın ancak birini kazanabildik. Maçlarla ilgili yorumları önümüzdeki haftalarda yapacağım, ama bugün finale kalanlar belli olmuş olacaklar, bakalım biz ilk iki günkü kötü sonuçlara rağmen finale çıkacak puana ulaşabilecekmiyiz ?

Bu arada Dünya şampiyonasına başlarken bizleri üzen bir noktadan bahsetmeden geçemiyeceğim, Turnuvaya başlarken takım olarak Federasyon sayfasına baktık. Türkiye Briç Federasyonunun ana sayfasında bizlerle ilgili katılımı destekleyen hadi onu boşverin katılımı anons eden tek bir bir satır bile olmaması hayret verici geldi. Takım halinde çok konuştuğumuz bir noktaydı bu, üzüldük !
06 Eylül.2009

SAO PAOLO NERESİYMİŞ ?

Daha önce de Bermuda Bowl’un yapıldığı bir yer olan Brezilya – Sao Paolo’yu araştırınca THY sitesinden şu bilgilere ulaştım, bizlerin şu anda bulunduğu yerle ilgili bu notları sizlere de sunayım istedim. Brezilya 1500 yılında Portekizli denizci Pedro Alvares Cabral tarafından keşfedilerek Portekiz kolonisine dönüştürülmüş. Bağımsızlığını 1822 yılında ilan eden ülke, önce imparatorluk olmuş, 1889 yılından itibaren de Brezilya Federal Cumhuriyeti olarak hayatına devam ediyor. Güney Amerika’nın en kalabalık ülkesi Brezilya’nın en büyük kenti, 20 milyonu bulan nüfusuyla kıtanın en kalabalık kenti de olan Sao Paulo. Nüfusu 11. 4 milyon olan Rio de Janeiro, 4 milyonluk Belo Horizonte, 4 milyonluk Porto Alegre, 3.6 milyonluk Refice, 3.4 milyonluk Fortaleza ve Salvador da Bahaia, 2.2 milyonluk başkent Brasilia ülkenin en büyük ve kalabalık yerleşim merkezleri. Bu kentlerden Sao Paulo ülkenin ekonomik ve endüstri merkezi. Ülkenin tek borsası Bovespa burada işlem görüyor. Ekonomisinin gelişmesiyle nüfusu her geçen yıl artan kent, bununla birlikte trafik ve çevre sorunlarıyla karşı karşıya. Kent nüfusunun büyük bir bölümü İtalyan kökenli. Panoramik kent manzarası sunan restoranıyla, Sao Paulo’nın 168 metrelik en yüksek ikinci binası Edificio Italia, kentin tiyatroları, venüleri, gece yaşamıyla ünlü olmasının yanında, İtalya dışında İtalyan kültürünün yaşatıldığı en büyük merkez Bixiga, yaklaşık 1.5 milyon metrekarelik alanıyla Sao Paulo’nun “Central Park”ı konumundaki devasa doğal alan Ibirapuera Park gezilebilecek başlıca yerler. Rua Oscar Freire, Houte Couture markalar ve mücevher; Rua Jose Paulino, uygun fiyatlı tekstil; Rua Santa Ifigenia da elektronik alışverişi yapılabilecek caddeler. Formula 1’in Intergalos pistindeki yarışı, dünyanın en eski bienali, dünyanın en büyük eşcinsel yürüyüşü Pride Parade kentteki önemli etkinlikler. Yaklaşık 200 yıl ülkenin başkenti konumundaki Rio de Janeiro, aynı zamanda en çok tanınan kent konumunda. Bugünse bürokratik öneminden öte dünyanın en renkli festivali Rio Karnavalı, Copacabana ve Ipanema gibi plajları, dünyanın yeni yedi harikasından biri gibi kabul edilen Kurtarıcı İsa Heykeli, Maracana Stadyumu, futbol, müzik ve samba ile anılıyor.
(Ref.THY’nın bilgileri) 30.Ağustos.2009

GELİYORUZ SAO PAOLO

Üç gün sonra, çarşamba günü Ergun abi, Orhan , Emin ve ben yola çıkıyoruz. M.Ali bir kaç gün sonra gelecek. Cumartesi açılış töreni var pazar günü de maçlar başlıyor. Avrupa şampiyonası için Varşova veya Pau’ya da giderken de aynı heyecanı yaşıyorduk. Nasıl oynayacağımızı konuşuyor, şakalaşıyor, ekonomik alanlarda birbirimize destek oluyorduk. Takım olabilmenin en önemli yolu takım üyelerinin birbirlerine karşı sevgi ve saygılarının olmasıdır. Bizlerin birlikteliği arkadaşlık sınırını çoktan aşmış dostluk nitelikli bir aile şekline dönüşmüş durumda. Böyle olunca birbirimize karşı yaptığımız şakalar bile ruhlarımızı incitmiyor. Yaptığımız hatalar diğer kişiler de öfke veya hor görme şeklinde değil espriyle dalga geçme, eğlenme boyutunda keyifli bir sohpet havasında oluyor. Hatası olan incinmiyor, çünkü hepimizin takıma puan kazandırdığı bordlar asıl yapımızı oluşturuyor. Takım bazı maçlarda kötü gidebilir, ama bizim orada birlikte bulunmamız bile hepimiz için önemli. Birimizin hasta olmaması, takımdan düşmemesi, oyun kalitesinden çok daha değerli. Eğer bir de takım olarak başarılı sonuçlar yaşamaya başlarsak gözlerimiz ıslak ama sevgi dolu oluyor. Pau’daki ödül töreninde hepimiz biraz gözyaşı döktük, demek gözyaşı yalnızca acı veya ıstırap sonucu değilmiş, mutluluk yaşanması sonucunda da gözlerimiz boşalmayı istiyormuş. Gençlerin çoğu kendilerini gözyaşını saklamak zorunda hissederler, işte senyör olmanın çizgisi bence buradan başlıyor, senyörlerde gözyaşı dökmek utanılacak bir olay değil, duygularımızı açıkça ortaya dökmek ayıp kabul edilmiyor. Kaldı ki geçen yıllar duygularımızı kontrol edip sinirlerimizin boşalmasını yavaşlatmış durumda. Artık biraz duygusal bir yoğunlukta hemen mendilimizi çıkarmamız gerekiyor. Ama herşeye rağmen takım olarak omuz omuza olmak, birimizdeki duygu yoğunluğunu paylaşarak hafifletmeye çalışmak, acıları tatlıya çevirmek, yaşanan zorlukları yaşam eylencesine dönüştürebilmek bizim temel ilkelerimiz. Yalnızca briçte başarı için değil onun yanısıra bazı yeni dünyaları görmek, o dünyanın insanlarını hem yaşam biçimleriyle hem de briçteki becerileriyle kendimizle kıyaslamak, eksiklerimizi ve de fazlalıklarımızı ölçmek için gidiyoruz. Allahaısmarladık !
23.Ağustos.2009

YOLCULUK MU ? VARIŞ MI ?

Yaşamda hep varılmak istenen yerler hayal edilir. Üniversiteye girişte mezun olup yapmak istedikleriniz, tatile giderken tatil boyunca özledikleriniz, evliliğe karar verdiğinizde işten eve döndüğünüzde ki ev düzeniniz, çocuk sahibi olduğunuzda o çocuğun büyüyünce geleceği yer hayal edilir. Eğer Brezilya’nın Sao Paolo’sundaki dünyanın en büyükleriyle yapılacak briç yarışmasına gidiyorsanız da orada alacağınız derece yaşamınızın en şatafatlı, en görkemli dikilitaşı olacaktır. Ancak burada gözden kaçırdığımız nokta oraya giderken yaşayacaklarımızdır. Hayal kurduğumuz varış noktası önemlidir, doğru , ama o noktaya varıncaya kadar yaşayacaklarımız da en az o nokta kadar değerlidir. Eğer bir aksilik olmazsa on gün sonra yola çıkıyoruz. Önce Senegal – Dakar oradan aktarmayla Sao Paolo. Elimizde turnuva programı ilk 4 maçımız dünya şampiyonlarıyla başlıyor. İlki Brezilya ikinci ve üçüncü maçlarımız Amerika 1 ve 2, dördüncü maçımız da Kanada. Bu dört takım geçtiğimiz yıllarda hep ilk sekize girip finale kalan takımlar. Bunlarla yapacağımız maçta alacağımız galibiyetler, kazanacağımız puanlar, hatta bunları boşverin onlardan daha başarılı yapacağımız bir bord bile bize mutluluk verecektir. O akşam yemeğinde elleri konuşurken yaptığımız bir defans veya oynadığımız ve onlardan başarılı olduğumuz bir el o yemeğe renk katacak, bizleri gülümsetecek yüreğimizi sıcak sıcak tutacak, yaşam keyfiyle, Türkiye’ye döndükten sonra yıllarca konuşabileceğimiz anılar halinde beynimize kaydolacaktır. Bunlar bence varış noktasındaki başarı kadar değerlidir. Hatalar olmayacak mı? Kesinlikle olacaktır. Ama önemli olan rakiplerden daha az sayıda hata yapabilmektir. Briçin güzelliği burada , herkes hata yapacağı için daha az hata yapanlar daha yukarıda derece alacaklar. Takım maçlarında bord başına 1 imp kayıp çok iyi bir maç çıkarıldığını gösterir, yani 16 bordluk bir maçta 16 imp kayıp iyi bir maçı işaret eder. 1,5 imp kayıp ise normal bir maçtır rakibinizin performansına bağlı kazanabilir kaybedebilirsiniz, ama bord başına 2 imp veriyorsanız kazanma şansınız oldukça azdır. Tabii bilgisayar dağıtımında bazen o kadar dağılımsal eller geliyor ki o maçta çok puan alışverişi oluyor. Bakalım bizim hata sayımız rakiplerimize göre daha az olacak mı ?
16.Ağustos.2009

TEŞEKKÜRLERİMİZ VAR

Türkiye’nin ilk defa katılacağı Bermuda Bowl iyice yaklaştı, bu ayın sonunda başlıyor. Bizler kısmetse ayın 26 sında yola çıkıyoruz. Sao Paolo’da ki turnuvaya katılacakları incelemeye başladık. Ama şöyle söyleyeyim dünyanın en iyi 21 takımıyla maçlar insanı oldukça heyecanlandırıyor. 22 takım önce lig usülü 21 maç yapacak sonra ilk sekize kalanların aralarında eleme turu başlayacak. Avrupadan ilk sekize genelde iki veya üç takım kalabiliyor. Yani avrupa dışındaki ülkelerden çok sıkı takımlar var. Örneğin Endonezya geçen turnuvada finale kadar giden son turda Amerika’ya yenilen bir takım. Bakalım Avrupa şampiyonasında yapabildiklerimizi bu şampiyonada da yapabilecek miyiz ? Brezilya’ya gidişimize federasyon devletten bir destek sağlayamadı ancak allahtan bu konuda çevremizde bize parasal destek verenler çıktı oldukça az bir parasal yük altında kaldık. Bunların içinde başta sayın Şarık Tara olmak üzere İTÜ 54 inşaatçılar grubuna, bu konuda bize yardımcı olan Ankara’lı Mustafa Karamollaoğlu ağabeyimize, sevgili dostumuz Tevfik Sayılkan ve arkadaşlarına, benim ait olduğum Cumhuriyet gazetesine teşekkürlerimizi sunmak isterim. Bu arada bizim çalışmalarımıza destek vermek üzere bizleri Bodruma davet eden Bodrum briç kulübüne ve Bodrum’lu briççi dostlarımıza da sevgilerimizi sunmak isterim. Bu hafta sonu başlayacak şekilde bir hafta sıkı bir çalışma yapacağız. Bodrumlu briççilerle maçlar olacak bakalım eksikliklerimizi bulmak ve onları düzeltmek konusunda zaman yeterli olacak mı ? Briçte çalışma dediğimiz zaman çok detay gerekiyor. Bunca yıldır beraber oynamamıza rağmen bazı ellerde ortağımızın söylemeye çalıştığıyla bizim anladığımız farklı olabiliyor, veya rakibin blokatif deklarelerine karşılık verebilmek her zaman doğru karar olmayabiliyor. Bazı ellerde araya girmemiz rakibi farklı bir kontrat oynamaya yönlendirebiliyor. Örneğin geçenlerde solum bir sanzatu açtı sağım iki trefli ile majör sordu bende altılı trefl ile kontr dedim sonuçta sanzatu açanda dörtlü pik olmasına rağmen göstermedi ve 4-4 pikleri olmasına rağmen 3 sanzatuyu tercih ettiler. Dört pik ortağımda da dörtlü pik olduğu için batıyormuş trefl atağına rağmen üç sanzatu oldu. Tabii tersi de olabilirdi üç sanzatu batarken dört pik olabilirdi ama buradaki elde kaybettik. Umarım Brezilya’da buna benzer deklareler bizim için doğru kararlar olur.
09.Ağustos.2009